DOLAR 31,2032 0.18%
EURO 33,8545 0.09%
ALTIN 2.039,500,34
BITCOIN %
Ankara
14°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

67 okunma

Jorge Jesus’a Arda Güler çağrısı: İşin aslını Brezilyalı gazetecilere anlatsada öğrensek

ABONE OL
2 Temmuz 2023 18:16
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Spor Toto Süper Lig’in 29’uncu haftasında Fenerbahçe, Ankaragücü’nü 1-0 geriye düştüğü maçta 2-1’lik skorla geçti. Sarı-lacivertlilerin zaferini spor yazarları değerlendirdi. Fenerbahçe Teknik Direktörü Jorge Jesus’un bu sezon az süre verdiği Arda Güler’in gösterdiği performans hayran bıraktı.

Milliyet Gazetesi yazarlarından Ercan Güven, Jorge Jesus’a Arda Güler konusunda çağrıda bulundu. Ercan Güven yazısında, “İşin aslını Brezilyalı gazetecilere anlatsa da öğrensek” ifadelerine yer verdi.

İşte Fenerbahçe – Ankaragücü maçı sonrası yapılan değerlendirmeler…

ARDA’YI EN KÖTÜ KULLANMA ŞEKLİ / ERCAN GÜVEN

Fenerbahçe için Kadıköy’de Ankaragücü’nü uzatmalarda güç bela 2-1 mağlup edip, an itibarıyla “faydası belirsiz” galibiyetten daha önemli bir mesele var teknik direktör ile futbolcu ilişkisi bağlamında.
Arda!
Sezon sonu mu olur, bir sonraki sezon sonu mu bilinmez ama Jorge Jesus gelecekte buralardan gittiğinde, sakın “Arda benim talebemdi” demesin kimselere!.. O sırada, Arda, Avrupa futbolunu kasıp kavuracaktır çünkü. Tanışanlar şöhretinde kendine yer arayacaktır.
Açıkçası hiç de iyi bir hoca olamadı Arda’ya Jesus… Hem sorarlar adama, “Fenerbahçe gibi dev bir kulüpte bu kadar müthiş bir futbolcuyla nasıl şampiyon olamadın?” diye.
Bir sezon boyunca en kötü şekilde kullandı Arda’yı. Dün, ilk on bire koyduysa, sebebi konserle maça seyirci çekmeye çalışan Amerikan tarzı spor karşılaşmalarında olduğu gibi küskün ve ayakları geri geri giden taraftarı tribüne çekmek içindi.

Evet… Hoş görünmek, şampiyonluğa inanmayan taraftarın gönlünü almaktı maksat. Gerçekten Arda’nın üstün yeteneklerini kullanmak isteyen bir hoca, sol ayaklı genç yeteneği Hanousek gibi güçlü fizikli Ankaragücü gaziantep escort sol bekinin karşısına sağ kanada mı hapseder, yoksa Alex gibi serbest bırakıp kilit paslar, ekstra şutlar atacağı, oyun kuracağı santrfor arkasına mı koyar?
Çift santrfor ilahi hüküm müdür?
Değildir ama ilahi adalet her yerde geçerlidir!
Arda girdi, Jesus’un başı belaya girdi aslında!.. Bugüne kadar niye doğru dürüst oynatmadın sorusunu yeniden gündeme geldi. Aldığı topların tamamını doğru değil mükemmel kullandı Arda. Jesus, bir gün işin aslını Brezilyalı gazetecilere anlatsa da öğrensek!
Maç başladı ve Fenerbahçe oyunu ele aldı. İlk devreleri harcadığı son maçlarına göre daha dikkatli, daha hırslıydı ev sahibi. Ancak Rossi yokları oynayıp Serdar Dursun açıkçası kullanılmayınca, Zajc ortalıkta gözükmeyince ilk yarının son on dakikasına kadar istediği baskıyı kuramadı.

Çünkü, Tolunay Hoca’nın Ankaragücü’sü, hızla topun arkasına geçen, tatlı sert futboluyla Fenerbahçe’yi orta sahada durdurmayı beceren bir takımdı. Gol ümitlerini ise Fenerbahçe çıkarken yaptıkları şok presle kazanacakları toplara, hatta Fenerbahçe’nin yaptığı geri pasları sonuna kadar kovalamaya bağlamışlardı.
Maçın golsüz ilk yarısında sahadan tribüne heyecan dalgası yayan, Szalai ve Samet’in üst direkten dönen şutlarını bir kenara bırakırsanız, en başta Arda’nın topla yaşadığı aşktı! Fena halde romantik bir ilişkisi var bu çocuğun topla. Ona çok nazik, zarif davranıyor, karşılığında ne istese yapıyor meşin yuvarlak. Topuk pasları, ara toplar, doksana muz şutlar, bir vücut çalımıyla üç defansı yatırıp kaleciyle karşı karşıya kalmalar; hepsi ondaydı.
İkinci yarı iki takım da birer değişiklikle başladı. Ne pas istasyonu yapılan, ne santrfor gibi pasla doyurulan Serdar Dursun’u kenara alıp bugüne kadar hiçbir şey yapmayan Pedro’yu aldı yine Hoca. Tolunay Kafkas ise santrfor arkası Zahid ile Dukovic’i değiştirdi.

Karşılığında Ankaragücü’nün gol atma ihtimali arttı sadece. Aktif oynayıp Fenerbahçe’nin baskısını kırmaya, kalesine gitmeye başladı.
Ve Jesus’un aklına maçın başından beri bir işe yaramayan Rossi’yi değiştirmek geldi. Emre Mor girdi oyuna. Arao zaten kontenjandandı. Fenerbahçe’de asıl eksik olan çabuk oynamaktı. Topu Arda ile buluştursalar mutlaka bir şeyler oluyordu ama artık Ankaragücü’ne karşı savunmaya da önem vermeleri gerekiyordu.
Maçın son 20 dakikasına girerken Arda ve Zajc’ı alıp küskünlüğü bir kenara bırakmış futboluna odaklanmış İrfan Can ve Fenerbahçe’yi ipten alan galibiyet golünü atacak olan Crespo’yu oyuna koydu.
Lakin bir dakika sonra Fenerbahçe yüklenirken boş kalan arka tarafta perişan durumdaki Fenerbahçe stoperleri arasından yaptığı sprintle Sowe’un golü geldi.
Ardından İrfan Can’a Ankaragücü ceza sahasında yapılan faul ve biraz da hakemin ikramı ile penaltı vardı ve Valencia skoru 1-1 yaptı da evindeki son dört maçının ikisini kaybeden Fenerbahçe’nin Kadıköy karnesi 5’te 3 olma ihtimali ortadan kalktı.
Uzatmalarda Crespo skoru 2-1 yapmasa, deprem olurdu Fenerbahçe’de deprem!

YELDEĞİRMENLERİ İLE SAVAŞ / TAYFUN BAINDIR

Crespo’nun golü gelmeden, cenaze evine benzeyen Kadıköy’de, açıkçası ben de dahil tüm kalemşörler kalemlerini bilemiş hedef tahtasının tam ortasına Ali Koç’u, yanına da Jesus’u koymuş, kritiklerimizi yazmak için bekliyorduk. Ama futbol, işte böyle acayip bir oyun…
Hakem kötü bir hakem de olsa, o düdüğünü çalmadan maç bitmiyor. İrfan Can’ın sadece 5 dakikalık kendine gelişi belki de sezonu kurtardı. O İrfan Can’ı hayata döndüren de yine ona büyük tepki gösteren Fenerbahçe taraftarıydı. Taraftar dün giden maçı, biten sezonu geri getiren en önemli aktördü. Ağır bir protestoya hazırlanmış, Jesus ve Ali Koç’u istifaya çağırma planları yaparken maçın bitiminde çubuklu içindeki oyuncularını avuçları patlayıncaya kadar alkışladılar.

Beş sezondur yeldeğirmenleri ile savaşan, güçlü yönetimler yerine “Evet efendimci” emir erlerini kullanan, küçük hesaplarla büyük transferleri altın tepside rakibine sunan Başkan Ali Koç’un bu maçtan müthiş bir ders çıkarması gerekir. Sadece Koç mu? Jesus da öyle… Bir takımın hem kimliği ile hem de karakteri ile bu kadar oynanmaz. Üstüne üstlük, takım en kritik döneme girmiş ve rakibi fırtına gibi eserken transfer görüşmesinde bulunmak yakışık almaz.
Maçın geneline gelince… Tolunay Kafkas ile birlikte farklı bir yapıya bürünen dirençli ve kontrollü, üstüne üstlük güçlü bir takım haline gelen Ankaragücü bir hayli zorluk çıkardı Fenerbahçe’ye… Tolunay Kafkas, 2011’deki o önemli şampiyonluk sırasında, Gaziantep’in başındayken, Kadıköy’de Fenerbahçe taraftarını komaya sokmuş, uzatmalarla gelen golle sarı-lacivertliler mutlu sona ulaşmış, sezon sonunda da şampiyon olmuştu. “Bu bir dejavu mu?” bilemeyiz. Ama şurası bir gerçek, dünkü takımla Galatasaray’ı yakalamak ve geçmek büyük bir hayal gibi görünüyor. Bir-iki örnek vereyim, ne demek istediğim gayet iyi anlaşılır. Rossi bu takımda niye, nasıl ve neden oynar? Paşa çocuğu mudur? Torpili kimdir?
Serdar Dursun… 11’de başlayacak hangi yeteneğe sahiptir? Hangi sistemin oyuncusudur? Ve onun da, Ali Paşa’nın torunu olma ihtimali var mıdır? İp gibi dizilmesi gereken savunmada gemici düğümü gibi düzen bozan Samet, hangi beceri ve kalite ile Serdar Aziz’i kesebilmektedir. Ve koskoca Fenerbahçe takımında Ferdi Kadıoğlu oynamayınca; takım oyunu, dikine hücum, en önemlisi ileride baskı nasıl böyle yalancı dolma gibi tatsız tutsuz olmaktadır?

Aslında soracak o kadar çok soru var ki… Ali Koç’un, “Sen bu kadar eder misin?” diyerek elleriyle rakibine teslim ettiği ve yılın en iyi stoperi olmaya aday Abdülkerim Bardakcı’dan başlayabiliriz.
Neyse en azından kazanılmış bir maç var. Maç kazanılmışken taraftarın da yeniden heyecanlanması var. Umutlar hala tükenmemişken biz eleştirilerimizi biraz daha dondurucuda tutalım.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

deneme
dedektif | özel dedektif | fixbet giriş